İZ
Ocak 12, 2010 · Kategori: insana dair




Her duanın cevabının bir zamanı var diyorlar ama ya artık gectiyse vakit… artık ya hiçbir şey değişmeyecekse o duanın gercekleşmesiyle… yarım kalan hikayeler dualar, aşklar, acı cekmeler… her defasında farklı bir dua, ama kabul olunması öyle çok da isteniyor ki yalvarılıyor, inanılıyor kabul olacak diye; hatta başkalarından da dua isteniyor… her şey için düşünmeden anlık hislerle, kısa süreli düşler için edilen dualar………….
Solmayan, gerçekleşmesini beklemenin bile komik olduğu fakat kalp ağrılarına(!) neden olan şeyler ve kabul edilmesi deli gibi istenilen dualar….. Ve belki bir süre sonra unutulan dualar.. Ne basitiz biz. Yani bize boşuna beşer dememişler ya!! Gecelerimizi uykusuz geçirdiğimiz ‘şey’ler için defalarca edilen dular, daha sonra başka ilgilenecek ‘şey’ler bulduğumuzda unuttuğumuz dualar… Yani aslında her duanın bir cevabı olmuyor galiba her zaman ve olmaması da bizim için hayırlı… Öyleyse istediğim o ‘şey’ için önce ‘gerçekleşsin benim olsun evet onu mutlaka istiyorum!’ dememeliyim de benim için gerçekten hayırlıysa istemeliyim. Öyle ki gaybı bilen Allah’ım o ‘şey’i ne kadar istediğimi de biliyor…
Hasta olduğunu düşün! Doktora gider ve bir ilaç yazmasını istersin. O sana en uygun ilacı yazacaktır. Senin hayır ben bunu kullanamam diğerini istiyorum, o çok daha faydalı olacaktır demeye hakkın var mı? Öyle ki Yüce Rabbim de beni benden iyi bildiğine göre hakkım var mı şu duam kabul olsun diye tutturmaya... Sümme haşa! Ve Allah ım bu mübarek günde kafamdakı tüm soru işaretlerini sana emanet ediyor ve kendimi sana teslim ediyorum. Affına ve merhametine sığınıyorum…………………
DURU

İyi günlerimde çok eller uzanır ellerime,
Resmimi, suratımı baş köşeye asarlar...
Fakat demir kapıların her kapanışında üzerime,
Ardında taş duvarların her kaldığım zaman,
Ne arayan beni, ne soran...
Eeeehh, daha iyi be, bunun böyle olduğu...
Minnetim ve borçluluğum yalnız sana kalsın.
İyi günlerimde benim unuttuğum insan eli
Nasılsın?...
NAZIM HİKMET
''Belki güneş bi gün ikimiz için doğar, belki korkuları hayallerimiz boğar. O masal günü gelinceye kadar susuyorum, susuyorum...
Susadıkça yüzün düşer aklıma... Korkar oldum düşlemekten.Adını anarım çoğalır sesin konuşmaktan, düşünmekten, özlemekten...
Gel,bak bir elimde gökyüzü var; ötekinde kayıp giden yıldızlar....... Korkular da benim umtlar da.. Beni bırakma...............
Kimse kimsenin her şeyi olamazmış. di'li geçmişten tek yaramsın sen.
Sensiz kimse miyim, kimsesiz miyim bilmem, hiç bilmek istemem.''
Hatırlanmayan bir yüz.. Anlık esen ılık bir rüzgar gibi.. Hem tanıdık, hem iyimser..çocukluğumdan kalma. Kelimeler küsmüs bana. Gizini açığa vurmuyor bu 'an' Elim ayağım titriyor ama uyanamıyorum bu rüyadan... Derdimi ben bile çözememişim ey! Dert edindiğim şeyi de tam bilememişim....

-Ahmed Hamdi Tanpınar’a –
İstemem artık ışık, râyiha, renk âlemini
Koklamam yosma karanfille, güzel yâsemini.
Beni bir lâhza müsâit bulamaz idlâle,
Ne beyaz bâkire zambak, ne ateşten lâle.
Beklemem fecrini leylâklar açan nîsânın,
Özlemem vaktini dağ dağ kızaran erguvanın.
Her sabah başka bahâr olsa da ben uslandım,
Uğramam bahçelerin semtine gülden yandım.
Yahya Kemal Beyatlı
Etiketler : yahya kemal
...Pamuk ipliğinden biraz daha sağlam tek bağ:
..Düşünce birliği...
O da rüzgarın her an tehdit ettiği bir kandil.
Düşünce birliği, düşünen insanlar arasında olur.
İnsanların kaçta kaçı düşünür?
Düşünenlerin kaçta kaçı karşılaşır?
ve açılır birbirine............???
Cemil Meriç/Jurnal,12.08.1963
Etiketler : düşünmek
Gönlümde ateştin, gözümde yaştın
Ne diye tutuştun, ne diye taştın...
Seliki
Etiketler : ateş yaş edebiyat
Egri olsam yay gibi elde tutarlar beni
Doğru olsam ok gibi yabana atarlar beni
Sezai Karakoç
Etiketler : ok yay
|
Ne içindeyim zamanın Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında, Bir garip rüya rengiyle Uyumuş gibi her şekil, Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil. A.H.Tanpınar |
« Önceki |