Mayıs 4, 2009
hakikat...
Güneşten beslenmeyen ay parlamaz.
Bir güzel suretle şereflenmeyen, ışığa yabancı ayna, hiçbir şey aksettiremez.
Denizle bütünleşmeyen damla, varlığını koruyamaz.
Her varlık ışığını, enerjisini sonsuz bir güçten almaktadır,
Her yapı, her temel, her eşya, her sanat eseri bir yapıcıya, bir ustaya, bir sanatçıya muhtaçtır.
Bu hakikati böyle düşün ki yeryüzünü sesiyle soluğuyla coşkulandıran, süsleyen Peygamberlerin, Allah dostlarının güçlerinin kendilerinden olmadığını anla!
Aşk, asırları ışıklandıran, yankılandıran bir güce sahiptir;
Demek, Allah a ve Resulune bağlılığı bu ölcüde kuvvetliydi.
Parlak ve büyük ayna görüntüyü daha net ve tamamlanmış gösterir.
Demek Aşk ın gönül aynası parlak ve genişçeydi.
Varlığını Padişah yolunda feda edene Padişah uzun soluk bağışlar.
Demek aşk pazarlıksız bir fedaidir.
‘Biz Allah ın sayesiyiz, Muhammed in nurundanız.
Sedef içine damlamış çok kıymetli bir inciyiz.
Herkes suret gözüyle bizi nereden görecek?
Biz Kibriya nın su ve balçık içinde belirmiş nuruyuz.’
…
Said Türkoğlu/ Aşk Yolcusu
