VE PERVANE
Gökyüzünün altında, zamanın kalbinde, hasılı o hikayelerin birinde garib bir Pervane yaşardı. Her zaman hüzünlü, her yerde yalnızdı. Kalbi isimsiz bir dertle mühürlüydü sanki; nefesleri kederli, canı hep tedirgindi.
…
Herkesten ve her şeyden uzakta, yeri doldurulamaz bir aleme talipti sanki. Ne dünyayla yetinebiliyordu, ne de canıyla. Öyle bir hal ki her şeyden vazgeçmiş ama vazgeçememiş bir şeyden. Herkesten uzaklaşmış; ama uzaklaşmamış birinden. Hiçbir talebi yok alemden, ama arıyor gibi içinde yankılanıp duran bir hikayeyi.
…
Gizli bir aşıktı Pervane; yani aşıklığından haberi yoktu, ne ki her hali aşka delalet ediyordu.
Pervane ki varolmayı seviyordu.
Çünkü varolmayı sevdiren bir davet vardı içinde. Ama onu çağıran kim ve nerde meçhuldü. Bu yüzden kalbinin bütün nasibi hüzündü. Fakat bu hüznün içinde, kuruyan köklere doğru yağmur nasıl sızarsa öyle bir ümit sızıntısı vardı. İşte o ümidin gizli cezbesine kapılıp gidiyordu Pervane.
Geceler boyu sessizlik içinde.
Gece ki bir armağandı sanki, herkesi uykuya çağırırken onun uykusunu elinden alır, unuttuğu bir sırrı hatırlatmak ister gibi kanatlarını tatlı bir ateşle okşar ve Pervane ümitli bir titreyişle kanat çırpar dururdu.
…
Gizli bir aşktı ya Pervane.
Aşkın tabiatı da, kendinden başka bir şeye dönüşmeden aşığı halden hale sokmaktı,
Onun her muradını bir imtihana tabi tutmaktı.
Gah hor görür azarlar, köleye çevirirdi
Gah özgürleştirir, şerefli bir makama ulaştırırdı
…
Bazen tükenmez bir çileydi,
Bazen ebedi bir saadet.
Elhasıl, toprağı, ne kadar kurur çatlarsa
O denli kuvvetle bağrına basan yağmur gibi,
Aşığın gönlüne bakar, nasibini ona göre belirlerdi.
Pervane ise yolun başında idi.
…Ve madem Pervane aşık doğdu,
Demek ki dilediği can değil canandı.
…
m.daniş
