
Her duanın cevabının bir zamanı var diyorlar ama ya artık gectiyse vakit… artık ya hiçbir şey değişmeyecekse o duanın gercekleşmesiyle… yarım kalan hikayeler dualar, aşklar, acı cekmeler… her defasında farklı bir dua, ama kabul olunması öyle çok da isteniyor ki yalvarılıyor, inanılıyor kabul olacak diye; hatta başkalarından da dua isteniyor… her şey için düşünmeden anlık hislerle, kısa süreli düşler için edilen dualar………….
Solmayan, gerçekleşmesini beklemenin bile komik olduğu fakat kalp ağrılarına(!) neden olan şeyler ve kabul edilmesi deli gibi istenilen dualar….. Ve belki bir süre sonra unutulan dualar.. Ne basitiz biz. Yani bize boşuna beşer dememişler ya!! Gecelerimizi uykusuz geçirdiğimiz ‘şey’ler için defalarca edilen dular, daha sonra başka ilgilenecek ‘şey’ler bulduğumuzda unuttuğumuz dualar… Yani aslında her duanın bir cevabı olmuyor galiba her zaman ve olmaması da bizim için hayırlı… Öyleyse istediğim o ‘şey’ için önce ‘gerçekleşsin benim olsun evet onu mutlaka istiyorum!’ dememeliyim de benim için gerçekten hayırlıysa istemeliyim. Öyle ki gaybı bilen Allah’ım o ‘şey’i ne kadar istediğimi de biliyor…
Hasta olduğunu düşün! Doktora gider ve bir ilaç yazmasını istersin. O sana en uygun ilacı yazacaktır. Senin hayır ben bunu kullanamam diğerini istiyorum, o çok daha faydalı olacaktır demeye hakkın var mı? Öyle ki Yüce Rabbim de beni benden iyi bildiğine göre hakkım var mı şu duam kabul olsun diye tutturmaya... Sümme haşa! Ve Allah ım bu mübarek günde kafamdakı tüm soru işaretlerini sana emanet ediyor ve kendimi sana teslim ediyorum. Affına ve merhametine sığınıyorum…………………
DURU