yolcu...

Bahçelerden Uzak

Mayıs 23, 2008 · Kategori: edebiyat

                       -Ahmed Hamdi Tanpınar’a –

 

İstemem artık ışık, râyiha, renk âlemini

Koklamam yosma karanfille, güzel yâsemini.

 

Beni bir lâhza müsâit bulamaz idlâle,

Ne beyaz bâkire zambak, ne ateşten lâle.

 

Beklemem fecrini leylâklar açan nîsânın,

Özlemem vaktini dağ dağ kızaran erguvanın.

 

Her sabah başka bahâr olsa da ben uslandım,

Uğramam bahçelerin semtine gülden yandım.

                                        Yahya Kemal Beyatlı

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Düşünce aklın düşünceye..

Mayıs 22, 2008 · Kategori: insana dair

...Pamuk ipliğinden biraz daha sağlam tek bağ:

..Düşünce birliği...

O da rüzgarın her an tehdit ettiği bir kandil.

Düşünce birliği, düşünen insanlar arasında olur.

İnsanların kaçta kaçı düşünür?

Düşünenlerin kaçta kaçı karşılaşır?

ve açılır birbirine............???

                              

                                                   Cemil Meriç/Jurnal,12.08.1963  

 

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

aşksa...

Mayıs 20, 2008 · Kategori: edebiyat

 

Gönlümde ateştin, gözümde yaştın

Ne diye tutuştun, ne diye taştın...

                                         Seliki

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Leyla'nın Işığa Dönüşmesi

Mayıs 14, 2008 ·

Mecnun'la aynı anda mı

Biraz önce mi biraz sonra mı

En yeşil vahalar bereketinde

Bir ışığa dönüştü Leyla Ece

Evden yükselen bir ışık sütunu

Yükselip tuttu ışık olan Mecnun'u

Gördü herkes gökte yarıştı iki ışık

Birbirine kavuştu iki ışık

                                        Sezai Karakoç'tan

 

 

 

Yorum (1) Yorum yaz!

Işığı çoğaltmak için...

Mayıs 10, 2008 · Kategori: insana dair

 

Işığın savaşçısı için imkansız sevgi diye bir şey yoktur.

Ne sessizlik ne ilgisizlik ya da reddedilme onun gözünü korkutur. İnsanların yüzündeki ifadesiz maskenin gerisinde  sıcacık bir yüreğin bulunduğunu bilir.

İşte bu yüzden savaşçı başka insanlardan daha fazla riske atılır. Sık sık ‘hayır’ sözcüğü ile karşılaşacağını bilse de, evine yenilmiş, bedeni ve ruhuyla reddedilmiş olarak dönecek olsa da sürekli olarak birinin sevgisini arar o.

Bir savaşçı, ihtiyacı olan şeyi ararken asla korkuya baş eğmez. Sevgisiz bir hiçtir o…

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

ne olmalı

Mayıs 10, 2008 · Kategori: insana dair

 

Egri olsam yay gibi elde tutarlar beni

Doğru olsam ok gibi yabana atarlar beni

                                                                          Sezai Karakoç

Kalıcı Bağlantı

Ne İçindeyim Zamanın

Mayıs 9, 2008 · Kategori: insana dair

 

      

Ne içindeyim zamanın
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare geniş bir anın
Parçalanmış akışında,
Bir garip rüya rengiyle
Uyumuş gibi her şekil,
Rüzgarda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil.


A.H.Tanpınar

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

....

Mayıs 7, 2008 · Kategori: insana dair

 

Benim günlerden beklediğim kadar, günler de benden bir şeyler bekler.

Fakat heyhat!

Benim onlara verdiklerimi onlar bana asla veremeyecekler...

                                                                   Nazım Hikmet

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Küçük Kara Balık'tan

Mayıs 7, 2008 · Kategori: insana dair

                          

 

  Küçük Kara Balık denize ulaşır ve tek başına gezinirken düşünür...

  ''...Artık ölümden korkmuyorum. Ölümle burun buruna gelince, yani sık sık başıma geldiği gibi can derdine düşmeyeceğim. Önemli olan duyarsız bir yaşam değil, yaşamanın  ya da ölümün başkaları için bir anlam taşımasıdır...''

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Itır Satanlar

Mayıs 5, 2008 · Kategori: pervane

                     

  Bir düşünceden ibaretsin sen ey kardeş, yalnızca bir düşünceden… Gerisi ya kemiktir ya kıl…

 

  Düşünceni bir gül sayalım istersen, a kardeş, bedenine de gülün dikeni diyelim… Soyutunla ( renk renk düşüncelerinle) bir gülistan olursun da sen somutundur külhana atılacak odun ( diken).

 

  Seni yüzlerine, yanaklarına sürer insanlar, eğer gülsuyu gibi latif kokuyorsan… Eğer sidik gibi pis ise kokun, dışarıya atarlar seni…

 

  Itır satanların tezgahlarına bir bak! Nasıl da yerleştirmişler her cins kokuyu kendi grubunun içine…

 

  Cinsleri yine kendi cinsleriyle karıştırır onlar; uygunluktan bir güzellik, bir süs meydana getirmek için…

 

  Güzel kokuların yanına koysalar şekeri de mercimeği de ve şekere karışsa mercimek… Atar elbet ayırır onları birbirinden, ayıklar mercimekleri şekerden, ayırır da öyle satar.

 

  Ruhlar aleminde tablası devrilince ruhların, ve şişeleri kırılınca ıtırların, birbirine karıştı bütün ruh kokuları insanların… İyiler ve kötüler birbirine  karıştı…

 

  Ve karışık ruhların iyisini kötüsünden ayırmak için Tanrı elçiler ve kitaplar gönderdi insanlara birbiri ardınca.

 

  Elçiler gelmezden evvel bize, hepimiz birdik, bir tek topluluk olarak görünüyorduk… İyi miyiz, kötü müyüz, kimse bilmezdi halimiz…

 

  Kalp para da geçiyordu dünyada, altın sikke de… Gece yolcuları gibiydik biz de; gafil ve bilgisiz…

 

  Kutlu Elçi gün gibi doğunca üstümüze, ‘’Sen uzaklaş ey kalp olan, sen yaklaş bize!’’

 

Bu alçak kalpazanlar, ikiyüzlüler, hep düşman olur aydın ve nurlu yüzlülere… Hani kalp paranın altın sikkeye düşmanlığı gibi…

                                                                      MEVLANA Mesnevi 2, b. 278-289

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »